Bir süre önce Mobil Yazılar'da E63 incelemesi yayınlamıştım. Aradan geçen zamanda E63 ucuzladı, telefon almak isteyenlerin dikkatini çekmeye başladı. Dışarıdan güzel gözüken bu telefonun "nefretlik" yönlerini tekrar hatırlatmakta fayda görüyorum.
Kamera
E63'ün kamerası tam bir felaket. Görüntü kalitesinin kötülüğü bir yana, bu kadar mı kullanışsız olur bir kamera yazılımı? Bir kere, profilimi "tam sessiz"e almazsam ila ki deklanşör sesi çıkartıyor. Titreşim profilindeyken bile neden çıkar ki bu ses? Zaten kötü olan kamerasıyla sessiz ortamlarda bir şeyler çekmek istediğim birkaç sefer beni utandırdı doğrusu. Sonra, her seferinde adına "flaş" dedikleri iğrenç ışığı yanıyor ve fotoğrafları daha da berbat ediyor. Flaş ayarını kaydetmediği için her seferinde tekrar kapatmam gerekiyor. Fotoğrafları gecikmeli çektiği için telefonu sabit bir şekilde tutmayı gerektiriyor. Gerçekten insanı çileden çıkaran bir kamera yazılımına sahip.
Ses kalitesi
Herhalde Nokia'da birileri bu telefonu kötü yapmak için maaş almış. Telefonda FM radyo ve internet radyoları dinlenebiliyor, ama ses kalitesi keyif kaçıracak kadar kötü. Tabi ben ses kalitesi konusunda takıntı belirtileri gösteren biri olarak söylüyorum bunu. Kasetçalardan iyidir herhalde! Bir de aramalarda karşı tarafın sesinin az gelmesi sinir bozucu olabiliyor, gürültülü ortamlarda çalışan biriyseniz telefona para vermeden önce bunu dikkate almanızda fayda var.
SMS'lerde Türkçe karakter problemi
Yukarıda bahsettiğim, ürünleri berbatlaştırmaktan sorumlu Nokia çalışanı, E63'ün güzelim klavyesine nasıl yazık ederim sorusuna cevap bulmuş: SMS programında Türkçe karakterlerle ilgili bir yazılım problemi. Türkçe karakterlerin bazıları SMS programının kullanılamaz derecede yavaşlamasına sebep oluyor.
Sıkıcılık
Bu da nefret etmek içim sebep mi demeyin, E63 çok ama çok sıkıcı bir telefon. Hele de "dumbphone" diye dalga geçilen Sony-Ericsson'lar tarafından şımartıldıysanız. SE'nin SMS programı gülücükler, resimler, animasyonlar göndermeme izin veriyor. Teknik olarak "smart" olmayan SE telefonların içindeki fotoğraf düzenleme yazılımlarının yeteneklerinden E63'de eser yok. Kronometre bile yok, inanamadım doğrusu.
Yavaşlık
Teoride, gelen SMS kutusu binlerce mesaj saklayabiliyor, ama pratikte böyle olmuyor. Mesaj sayınız 1000'i geçtikten sonra hafıza hatalarına, yavaşlamalara hazır olmanız gerekiyor. Ayrıca "bütün telefonda arama yapabilirsin" vaadi de ancak "sözde özellik" sınıfına dahil edebilebilir, zira arama özelliği de bazen gereksiz yere yavaşlıyor, kimi zaman çalışıp çalışmadığı belli olmuyor, boşuna bekletiyor. Çektiğiniz fotoğrafların "sözde galerisi", ise resimleri kaydırma hızınızdan yavaş yüklediği için aradığınıza ulaşmak zaman alabiliyor.
Küçük ama rahatsız edici problemler
Burada bitmiyor, cihazın ufak tefek pek çok problemi var. Menüdeki ikonları kendime göre sıralıyorum mesela, ara ara eski haline getiriyor. "Sözde PDF okuyucusu" sadece metni gösterme özelliğinden yoksun olduğu için aylarca hiç açılmadan kendi halinde duruyor. Internete yapılacak her bağlantıda erişim noktası soruyor. Arka planda ses kaydı yapabilmek için ücretli bir yazılım satın almanız gerekiyor. Şu an aklıma gelmeyen ufak tefek birkaç şey daha var elbette.
Ya iyi yönler? Hiç mi yok?
Tabi iyi yönleri de var, yazıyı sonlandırmadan onlardan da kısaca bahsedeyim. Bir kere, klavyesi fena değil, hatta bu yazının yarısını yolda E63 ile yazdım. İkincisi, pil ömrü. Evet daha önce beklediğim gibi çıkmadığından bahsetmiştim, ama yine de pil ömrü telefona bakıcılık yapıyormuşum gibi hissettirmiyor. Telefon defterine kayıt edilebilecek kişi sayısında sınır olmaması benim için bu telefonu Sony-Ericssonn'lardan gerçekten ayıran bir özellik. Takvimi fena değil, yoğun olarak kullanıyorum. Ovi servisleriyle senkronizasyon da işe yarayabilecek bir özellik. Internette dolaşmak süper bir deneyim olmasa da, mobil versiyonu olan siteler için yeterli oluyor (İki-üç yıl sonra mobil sitelerin de gelişmesi ile hiçbir siteye giremez olabilirsiniz, demedi demeyin). E-posta almak ve göndermek her gün kullandığım özelliklerinden. Tabi fazla gelişmiş değil ama iş görüyor. Ses kalitesi bayılmanıza neden olmuyorsa ister WiFi ister 3G üzeriden internet radyoları dinleyebilirsiniz. Yazılım yüklenebiliyor. Çok fazla yazılım olmasa da, kayda değer birkaç tanesinden bahsedilebilir. Nimbuzz, Fring, Upcode, Opera Mini kullandığım programlar arasında. Tabi bu programların java sürümlerini akılsız olduğu iddia edilen telefonlara da yükleyebiliyorsunuz, orası ayrı! Bir de içinde QuickOffice yüklü gelmesi iyi bir özellik, ara sıra sıfırdan dokümanları telefonda oluşturduğum oluyor. Kopyala-yapıştır ve multi-tasking de var diyeceğim ama, bunları artık iPhone bile yapıyor.
Sıkıcı ama uzun pil ömürlü, klavyeli, "düz yazı internet" çağında ve akıllı telefon olma belirtileri gösteren bir telefon arzu edenler için fiyatı fena değil. Ben her gün kullanıyorum!
Güncelleme: Bazı sorular varmış, cevap verelim.
Soru: Bu kadar kötüyse sen niye aldın?
Almadan önce bu kadar kötü olduğunu nereden bilebilirdim? :) Aldığımda en iyi seçenek buydu, zaten imkanım olsa E63'ü değil üst modeli olan E71'i alırdım.
Soru: Nokia'dan ne istiyorsun Allah aşkına?
Ne Nokia ile ne de başkası ile derdim yok, ama zor beğenen biriyim. Mobil teknoloji ile uzun süredir ilgileniyor olmam da görüşlerimi etkiliyor. Başka siteler gibi çiçekli böcekli mutluluk tabloları çizmeyi beceremiyorum. Olumsuzlukları yazalım ki almadan önce nelerle karşılaşacağınızı bilin.
Soru: Kamerasının, sesinin kötülüğü beni ilgilendirmiyor, bana ne?
Elbette ilgilendirmiyorsa ne âlâ. İlgilendiğiniz özellikleri ile ilgili değerlendirmeleri okuyabilirsiniz. Ben mobil cihazların özelliklerini sonuna kadar kullanan biriyim. Kamerasını da her gün kullanıyorum. Sinir olarak.
Soru: Hiç mi iyi bir özelliği yok?
Olmaz olur mu? Bana göre iyi olan yönlerini yazdım. Hatta ayrı bir yazı olarak da yazmayı düşünüyorum.
Soru: Piyasadaki benzer fiyatlı telefonlara göre iyi değil mi?
Ben aldığımda fiyatı 550 liradan fazlaydı. Şimdi 300 lira altına alabiliyorsanız ve Nokia'nın uygun fiyatlı, dokunmatik ekranlı diğer telefonları ilginizi çekmiyorsa, neden olmasın. Symbian kötü bir işletim sistemi değil. Bilmeyen için biraz karışık ama, alıştıktan sonra sorun yaşamazsınız. Bence benzer fiyatlı dokunmatik Samsung'lardan çok daha iyi. Şahsen E7'nin çıkmasını ya da C6-00'ın fiyatının düşmesini bekliyorum (Maemo-MeeGo'dan ümidimi kestim). Kimi büyük ekran ister, kimi klavye ister. Kimi E63'ün ekranını büyük bulur, kimisi de küçücük! Şahsen ben Nokia n800 gibi cihazlara alıştığım için çok küçük geliyor bana E63'ün ekranı. İhtiyacınız ne yönde ise ona göre değerlendirin incelemeleri.
Soru: Söz konusu iPhone olsa böyle yapmazdın değil mi?
Apple'ın başarılı gördüğüm yönlerini yazıyorum, ama bolca eleştiriyorum da. Apple'cı değilim, Apple marka hiçbir ürün kullanmıyorum. Yine de diğer üreticilerin Apple ve iPhone'dan öğrenmesi gereken çok şey olduğunu düşünüyorum. Mesela Retina Display dediklerinin iPhone'da çok daha önceden olması gerektiğini savundum hep. Çünkü ben zaten VGA ve WVGA ekranlı, yani yüksek çözünürlüklü ekranları olan cihazlar kullanıyordum eskiden beri. Ama ancak Apple yapınca jeton düşüyor bazı şirketlerde.
Soru: Şimdi başka problemler de bulmuşsundur sen?
Tabi, Nokia boş durmuyor, Ovi Sync özelliğini bozmuşlar sağolsunlar. Tamam tamam, daha fazla kötülemeyeceğim :D O kadar da kötü olsa bir yolunu bulup değiştirmiştim değil mi? Kötü yönlerini bilerek alın yeter. Bu fiyata her telefonun kötü bir yönü olacaktır.
Bonus: Size bu telefonun çok iyi bir özelliğini söyleyeyim: O kadar düşürdüm, anahtarlıkla falan aynı cebe koydum, maşallah tek bir çizik bile yok. Sapasağlam bir telefon E63. Ayrıca iPhone kadar yüksek fiyatlı olmadığı için sırtınızda plazma TV ile geziyormuş gibi sağdan soldan geçen şüpheli tiplerden çekinmenize de gerek olmuyor.
Yorum yazmak isterseniz, lütfen çekinmeyin, aklınıza takılanları sorun. Başka sitelerde "böyle demiş" diyeceğinize doğrudan bana sorabilirsiniz! :)
Güncelleme 2: Nokia E63'ün iyi yönleri başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.
Android Oyunlar indir, Android Hileli Oyun indir, APK Oyun indir, APK Oyunlar Full indir
15 Temmuz 2010 Perşembe
29 Haziran 2010 Salı
Eğer böyle olacaksa e-kitaplar, idefix, uğraşma boşuna!
Güncelleme: İdefix yeni sürümlerde yazıda bahsi geçen hatayı düzeltmiş sanırım. En azından mobil versiyonunda resimler görülebiliyor. Kendilerine teşekkür ediyorum.
Mobil teknolojiye olan tutkumu, gereksiz ağırlık taşımaktan hoşlanmadığımı, 1.5 kg ağırlığı olan netbook'a "netbook" demediğimi, kitap taşımaktan hoşlanmadığım için aldığım kitapların bazılarını taradığımı ve mobil cihazlarımdan okuduğumu Mobil Yazılar'a arada bir bakanlar bile bilirler.
"E-kitap devri gelsin artık!" dediğimi de bilirler Mobil Yazılar okuyucuları. Geldi de, ama ben ilk aldığım kitapla son derece hayal kırıklığına uğramış durumdayım. Böyle geleceklerse gelmesinler daha iyi.
Aslında bugün e-kitaplarla ilgili daha genel şeylerden, e-kitapların yaygınlaşması ve kullanımlarının kolaylaşması için yapılabilecek şeylerden bahsedecektim. idefix'in çabalarını gerçekten takdir ediyorum, Adobe Digital Editions programının yazı tipi bile değiştiremiyor olmasında onların suçu yok elbette. Ama aldığım ilk e-kitabın basılı versiyonunun elektronik versiyonundan çok daha "çekici" olması; elektronik versiyonun "düz yazı" haline gelmiş olması gerçekten ümitlerimi soldurdu. Ne bir gri tonlama, ne göze hoş gelen bir tasarım ögesi; kitabın içindeki resimler, hatta kalın ve eğik yazılar bile yok! Bu yüzden mi ucuzdu yani e-kitaplar?








E-kitaplar zaten normal kitaplara göre 3-0 yenik başlıyor yarışa, biraz da Adobe, idefix ve yayınevleri mahfetsin durumu, belki Apple gelip çözer sorunu!
Konu ile ilgili yeni bir yazıya göz atmak için: http://mobilyazilar.blogspot.com/2011/08/android-uzerinde-idefix-e-kitap.html
Mobil teknolojiye olan tutkumu, gereksiz ağırlık taşımaktan hoşlanmadığımı, 1.5 kg ağırlığı olan netbook'a "netbook" demediğimi, kitap taşımaktan hoşlanmadığım için aldığım kitapların bazılarını taradığımı ve mobil cihazlarımdan okuduğumu Mobil Yazılar'a arada bir bakanlar bile bilirler.
"E-kitap devri gelsin artık!" dediğimi de bilirler Mobil Yazılar okuyucuları. Geldi de, ama ben ilk aldığım kitapla son derece hayal kırıklığına uğramış durumdayım. Böyle geleceklerse gelmesinler daha iyi.
Aslında bugün e-kitaplarla ilgili daha genel şeylerden, e-kitapların yaygınlaşması ve kullanımlarının kolaylaşması için yapılabilecek şeylerden bahsedecektim. idefix'in çabalarını gerçekten takdir ediyorum, Adobe Digital Editions programının yazı tipi bile değiştiremiyor olmasında onların suçu yok elbette. Ama aldığım ilk e-kitabın basılı versiyonunun elektronik versiyonundan çok daha "çekici" olması; elektronik versiyonun "düz yazı" haline gelmiş olması gerçekten ümitlerimi soldurdu. Ne bir gri tonlama, ne göze hoş gelen bir tasarım ögesi; kitabın içindeki resimler, hatta kalın ve eğik yazılar bile yok! Bu yüzden mi ucuzdu yani e-kitaplar?








E-kitaplar zaten normal kitaplara göre 3-0 yenik başlıyor yarışa, biraz da Adobe, idefix ve yayınevleri mahfetsin durumu, belki Apple gelip çözer sorunu!
Konu ile ilgili yeni bir yazıya göz atmak için: http://mobilyazilar.blogspot.com/2011/08/android-uzerinde-idefix-e-kitap.html
19 Haziran 2010 Cumartesi
Last.FM uygulaması
Merhaba arkadaşlar last fm uygulamasını paylaşmak istedim sizlerle. Android telefonlar içindir.
İndirmek için tıklayın
17 Haziran 2010 Perşembe
HTC Tattoo
İşte almak istediğim telefon HTC Tattoo
Herbişey var özellikle Andorid işletim sistemli olması çekici tabiki :)
Siyah,beyaz ve kahve renklerde seçenekleri var. 3.15 megapiksel kamerası , 512 mb ram dahili bellek, dokunmatik ekran, Gps özelliği, ağırlığı 113 gram, radyosu da var.
3G, ve HSDPA ile hızlı internet mevcut :) ve daha birçok özellikleriyle Türkiye'de satışda Vodafone kontratlı satıyor.
Bu telefon hakkındaki yorumları linkten görebilirsiniz. http://ff.im/m9Tt9 22 Mayıs 2010 Cumartesi
Android 2.1 En Popüler Sürümü
20 Mayıs 2010 Perşembe
Asus T101MT, Samsung GenoA ve söz dinlemeyen mobil cihazlar üzerine
Mobil Yazılar'a detaylı yazılar yazmaya vakit bulamıyorum, iki paragraflık yazıları göndermek de hoşuma gitmiyor. Bu yüzden arada bir "köşe yazısı tadında" birkaç konuyu birden ele almaya çalışacağım.
Samsung GenoA
Geçen haftalarda hediye etmek amacıyla bir Samsung GenoA satın aldım. GenoA, Corby'nin uygun fiyatlısı. 3G'si de yok, WiFi'si de. Son derece basit bir dokunmatik telefon, zaten hediye aldığım kişinin de GPRS'e bile ihtiyacı yok. GenoA'nın en iyi özelliği pil ömrü. Ayrıca şık bir telefon. Ekranı çok yüksek çözünürlükte olmasa da dokunmatik olmayan ve benzer fiyat aralığındaki ortalama bir telefona göre büyük. Ben beğendim doğrusu.
Arabirimi de fena değil ama, bazı yerlerde garip tercihler yapmışlar. Samsung'a alışık olmayan biri için kullanımının çok da kolay olduğunu söyleyemem. Hele menüleri kaydırmak en gıcık yönü. Keşke yön tuşları olsaymış dedirtiyor. Widget'lar da fena değil, ama yine kolay kullanımlı olmadıklarını düşünüyorum.
Yukarıda belirttiğim gibi, vaktim olmadığı için eskisi gibi detaylı incelemeler yazamıyorum. Samsung GenoA hakkında merak ettikleriniz olursa yorum bırakarak sorabilirsiniz.
HP'nin Palm'ı satın alması
Engadget'ın dediği gibi, Palm'a talip olacak firmanın HP olacağı hiç aklımıza gelmemişti. HP ürünlerini kullanırım ama, firmaya kanımın kaynadığını söyleyemem. Neden bilmiyorum. Yine de Palm'ın yenilikçi yönünü öldürmez ve markasını yok etmezlerse, HP'nin desteği ile WebOS'in daha çok kullanıcıya ulaşacağını ümit ediyorum.
Benim cici mobil cihazım
Bir mobil cihazı kullanmayı güzel yapan nedir? Pek çok şey sayılabilir, değil mi? Özellikler, arabirim, kullanıcı deneyimi vs. Ama pek de farkında olmadığımız bir faktör daha var bana kalırsa: Mobil cihazlarımızı bize ait olduklarını hissettirdikleri ölçüde seviyoruz.
Büyük ekranlı cihazların bu konuda daha iyi olduğunu düşünüyorum. Size ait olan kocaman bir çalışma alanı. Ayrıca dokunmatik ekranlar da bu hissi destekliyor bence. Çalışma alanınıza, dokümanlarınıza, fotoğraflarınıza, arabirim öğelerine dokunabiliyor, nesneleri gerçek hayattaki gibi dokunarak yönetebiliyorsanız daha kişisel bir deneyim elde edersiniz. Doğrudan dokunmak yerine navigasyon butonlarını kullanarak "menüden seçmek" daha mekanik bir deneyim sunuyor.
Elbette bir diğer faktör de cihazların "söz dinlemesi". Tost makineniz kafasına göre kızartmaya karar verseydi nasıl hissederdiniz? İşte mobil cihazlarınız da başına buyruk davranınca aynısı oluyor. Windows Mobile deneyimimde en çok sinir oluğum şeylerden biri Start menüsüne tıkladığımda menünün keyfi olduğu zaman açılmasıydı. Cihaz bana aitse, ben tıkladığım anda açılmalı. Kontrol bende olmalı.
Asus T101MT Türkiye'de, ama hayatımızda bir değişiklik yok
Asus'un tablet bilgisayarı gelsin diye bekleyip duruyorduk, sonunda da geldi ama hayatımızda hiçbir şey değişecek gibi değil. Cihazı ElectroWorld'de denedim, şu an kullandığım LG X130 ile karşıştırdım. Asus T101MT, ucuz bir dokunmatik bilgisayar ama, pahalı bir netbook. Piyasadaki netbooklardan tek farkı dokunamtik olması ve o konudada ne kadar iyi olduğundan şüpheliyim.
Parmak modunda dokunmatik yüzey fena değil ama, kalem modunda iki kere kalibre etmeme rağmen tıklamalarımı yanlış algılamayı (söz dinlememeyi) sürdürdü. El yazısı ile notlar almaya çalıştım ama yazdıklarımın bir kısmı kesik kesik çıktı. Bilmiyorum, belki de kullandığım kalemden (N800 kalemi ile denedim) belki herkesin dokunduğu bir cihaz olduğundandır. Yani bütün cihazlarda böyle problemler olacak diye bir şey yok ama, "demo" cihazdaki durum bana iç açıcı gelmedi.
Ekran parlaklığı X130 ile hemen hemen aynı, belki bir kademe daha az olduğu iddia edilebilir. Ancak X130'da görüntü daha net, çünkü T101MT'nin dokunmatik yüzeyi garip bir ışıltıya sebep oluyor. Bir de ekranı üstüne katladığınızda otomatik olarak görüntüyü döndürmüyor, bir tuşa basılı tutmanız gerekiyor. Boşuna vakit kaybı. Windows Starter olması da ayrı bir dert, Windows 7'nin tablet özelliklerinden yoksun kalıyorsunuz.
Bir sürü olumsuz yön sıraladım, biliyorum. Yine de bunlar dışında "ayaküstü" testimde başka bir problemle karşılaşmadığımı belirteyim. Yavaşlık oluyorsa da ben hissetmedim. Bence bu cihazın en büyük problemi, netbook fiyatında olmaması. 500-600 liraya aynı özelliklerde (hatta belki daha iyi özelliklerde) cihazlar varken "iyi çalıştığı şüpheli" bir dokunmatik yüzeye 400 lira verecek kadar zengin misiniz? Asus T101MT'nin fiyatı Hepsiburada.com'da 1020, ElectroWorld'de 950 lira. Bence şu anda son derece pahalı.
Hiçbir detay küçük değildir
Başlıktaki cümle, Palm'ın bir ürününde kutudan çıkan kartonlardan birinin kenarında yazıyordu. Cihazın "unboxing" videolarında kimilerinin bu yazıyı farkedip beğendiklerini, kimilerinin ise hiç farketmediklerini gördüm. Aslında Palm haklı. Kullanıcı görmese bile, hiçbir detay küçük değil. Çünkü o küçük detaylar bir araya geldiklerinde kullanıcı deneyimi dediğimiz şeyi oluşturuyorlar. UI design ya da product design değil, UX design. Çünkü kullandığımız şeyler düğmelerden, metin kutularından, fonksiyon ve prosedürlerden ibaret değil. Mobil cihazlar son derece kişisel, yanımızdan ayırmadığımız, sanki bir uzantımız olmuş aletler haline geldi; bu da onların sunduğu kullanıcı deneyimini son derece önemli yapıyor. Donanım da son derece önemli ama, yazılımsal açıdan üretilebilecek o kadar basit çözümler bulunuyor ki, aynı hataların tekrar tekrar yapılması insanın sinirini bozuyor. Çok basit bir örnek, hem masaüstünde hem de "avuç içinde" web sayfalarını kaydederken karşıma çıkıyor. "Bu dosya isminde geçersiz karakterler var, kaydedemem" diyor. Madem öyle, geçersiz karakterleri değiştirecek bir kod yazsana sevgili programcı! Sizin programlama dilinde replace string özelliği yok mu Allah aşkına? Masaüstünde neyse de, "mobil" haldeyken kullandığımız cihazlarda böyle hata mesajlarıyla karşılaşmamamız lazım. Bunu ve benzeri çözümleri düşünmek de, hayata geçirmek de zor değil.
Samsung GenoA
Geçen haftalarda hediye etmek amacıyla bir Samsung GenoA satın aldım. GenoA, Corby'nin uygun fiyatlısı. 3G'si de yok, WiFi'si de. Son derece basit bir dokunmatik telefon, zaten hediye aldığım kişinin de GPRS'e bile ihtiyacı yok. GenoA'nın en iyi özelliği pil ömrü. Ayrıca şık bir telefon. Ekranı çok yüksek çözünürlükte olmasa da dokunmatik olmayan ve benzer fiyat aralığındaki ortalama bir telefona göre büyük. Ben beğendim doğrusu.
Arabirimi de fena değil ama, bazı yerlerde garip tercihler yapmışlar. Samsung'a alışık olmayan biri için kullanımının çok da kolay olduğunu söyleyemem. Hele menüleri kaydırmak en gıcık yönü. Keşke yön tuşları olsaymış dedirtiyor. Widget'lar da fena değil, ama yine kolay kullanımlı olmadıklarını düşünüyorum.
Yukarıda belirttiğim gibi, vaktim olmadığı için eskisi gibi detaylı incelemeler yazamıyorum. Samsung GenoA hakkında merak ettikleriniz olursa yorum bırakarak sorabilirsiniz.
HP'nin Palm'ı satın alması
Engadget'ın dediği gibi, Palm'a talip olacak firmanın HP olacağı hiç aklımıza gelmemişti. HP ürünlerini kullanırım ama, firmaya kanımın kaynadığını söyleyemem. Neden bilmiyorum. Yine de Palm'ın yenilikçi yönünü öldürmez ve markasını yok etmezlerse, HP'nin desteği ile WebOS'in daha çok kullanıcıya ulaşacağını ümit ediyorum.
Benim cici mobil cihazım
Bir mobil cihazı kullanmayı güzel yapan nedir? Pek çok şey sayılabilir, değil mi? Özellikler, arabirim, kullanıcı deneyimi vs. Ama pek de farkında olmadığımız bir faktör daha var bana kalırsa: Mobil cihazlarımızı bize ait olduklarını hissettirdikleri ölçüde seviyoruz.
Büyük ekranlı cihazların bu konuda daha iyi olduğunu düşünüyorum. Size ait olan kocaman bir çalışma alanı. Ayrıca dokunmatik ekranlar da bu hissi destekliyor bence. Çalışma alanınıza, dokümanlarınıza, fotoğraflarınıza, arabirim öğelerine dokunabiliyor, nesneleri gerçek hayattaki gibi dokunarak yönetebiliyorsanız daha kişisel bir deneyim elde edersiniz. Doğrudan dokunmak yerine navigasyon butonlarını kullanarak "menüden seçmek" daha mekanik bir deneyim sunuyor.
Elbette bir diğer faktör de cihazların "söz dinlemesi". Tost makineniz kafasına göre kızartmaya karar verseydi nasıl hissederdiniz? İşte mobil cihazlarınız da başına buyruk davranınca aynısı oluyor. Windows Mobile deneyimimde en çok sinir oluğum şeylerden biri Start menüsüne tıkladığımda menünün keyfi olduğu zaman açılmasıydı. Cihaz bana aitse, ben tıkladığım anda açılmalı. Kontrol bende olmalı.
Asus T101MT Türkiye'de, ama hayatımızda bir değişiklik yok
Asus'un tablet bilgisayarı gelsin diye bekleyip duruyorduk, sonunda da geldi ama hayatımızda hiçbir şey değişecek gibi değil. Cihazı ElectroWorld'de denedim, şu an kullandığım LG X130 ile karşıştırdım. Asus T101MT, ucuz bir dokunmatik bilgisayar ama, pahalı bir netbook. Piyasadaki netbooklardan tek farkı dokunamtik olması ve o konudada ne kadar iyi olduğundan şüpheliyim.
Parmak modunda dokunmatik yüzey fena değil ama, kalem modunda iki kere kalibre etmeme rağmen tıklamalarımı yanlış algılamayı (söz dinlememeyi) sürdürdü. El yazısı ile notlar almaya çalıştım ama yazdıklarımın bir kısmı kesik kesik çıktı. Bilmiyorum, belki de kullandığım kalemden (N800 kalemi ile denedim) belki herkesin dokunduğu bir cihaz olduğundandır. Yani bütün cihazlarda böyle problemler olacak diye bir şey yok ama, "demo" cihazdaki durum bana iç açıcı gelmedi.
Ekran parlaklığı X130 ile hemen hemen aynı, belki bir kademe daha az olduğu iddia edilebilir. Ancak X130'da görüntü daha net, çünkü T101MT'nin dokunmatik yüzeyi garip bir ışıltıya sebep oluyor. Bir de ekranı üstüne katladığınızda otomatik olarak görüntüyü döndürmüyor, bir tuşa basılı tutmanız gerekiyor. Boşuna vakit kaybı. Windows Starter olması da ayrı bir dert, Windows 7'nin tablet özelliklerinden yoksun kalıyorsunuz.
Bir sürü olumsuz yön sıraladım, biliyorum. Yine de bunlar dışında "ayaküstü" testimde başka bir problemle karşılaşmadığımı belirteyim. Yavaşlık oluyorsa da ben hissetmedim. Bence bu cihazın en büyük problemi, netbook fiyatında olmaması. 500-600 liraya aynı özelliklerde (hatta belki daha iyi özelliklerde) cihazlar varken "iyi çalıştığı şüpheli" bir dokunmatik yüzeye 400 lira verecek kadar zengin misiniz? Asus T101MT'nin fiyatı Hepsiburada.com'da 1020, ElectroWorld'de 950 lira. Bence şu anda son derece pahalı.
Hiçbir detay küçük değildir
Başlıktaki cümle, Palm'ın bir ürününde kutudan çıkan kartonlardan birinin kenarında yazıyordu. Cihazın "unboxing" videolarında kimilerinin bu yazıyı farkedip beğendiklerini, kimilerinin ise hiç farketmediklerini gördüm. Aslında Palm haklı. Kullanıcı görmese bile, hiçbir detay küçük değil. Çünkü o küçük detaylar bir araya geldiklerinde kullanıcı deneyimi dediğimiz şeyi oluşturuyorlar. UI design ya da product design değil, UX design. Çünkü kullandığımız şeyler düğmelerden, metin kutularından, fonksiyon ve prosedürlerden ibaret değil. Mobil cihazlar son derece kişisel, yanımızdan ayırmadığımız, sanki bir uzantımız olmuş aletler haline geldi; bu da onların sunduğu kullanıcı deneyimini son derece önemli yapıyor. Donanım da son derece önemli ama, yazılımsal açıdan üretilebilecek o kadar basit çözümler bulunuyor ki, aynı hataların tekrar tekrar yapılması insanın sinirini bozuyor. Çok basit bir örnek, hem masaüstünde hem de "avuç içinde" web sayfalarını kaydederken karşıma çıkıyor. "Bu dosya isminde geçersiz karakterler var, kaydedemem" diyor. Madem öyle, geçersiz karakterleri değiştirecek bir kod yazsana sevgili programcı! Sizin programlama dilinde replace string özelliği yok mu Allah aşkına? Masaüstünde neyse de, "mobil" haldeyken kullandığımız cihazlarda böyle hata mesajlarıyla karşılaşmamamız lazım. Bunu ve benzeri çözümleri düşünmek de, hayata geçirmek de zor değil.
28 Nisan 2010 Çarşamba
Fennec Tarayıcı Alpha Versiyonuyla Karşınızda

Fennec Tarayıcının geleceğini yazımızda belirtmiştik. Fennec'in alpha versiyonu piyasada vereceğimiz linkten indirebilir telefonunuzda deneyebilirsiniz. Uygulamayı telefonun kendi hafızasına değilde SD kartınıza yüklemeniz öneriliyor.
Uygulamayı indirmek için tıklayın .
Kaynak
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


