28 Aralık 2009 Pazartesi

CD'nin ve hafıza kartının sonu

MacBook Air çıktığında CD sürücüsü olmamasını eleştirmiştik, ama kimileri de "CD'yi bitiren firma Apple olacak" yorumunda bulunmuştu. Sonraları netbooklar bizi iyice alıştırdı CD'siz yaşama. CD dediğim "optik disk" elbette, ister DVD ister Blu-Ray olsun, farketmiyor. Zira bilgisayar dergileri çift katmanlı DVD'lerden ikişer ikişer dağıtıyor da ne oluyor? İhtiyaç duyduğumuz çoğu şeye internetten erişebiliyoruz; CD'ler ile uğraşmak "zahmetli iş" oldu artık. CD'lerin kalan birkaç kullanım alanı için de bu kadar büyük boyutlarda olmaları gerekmiyor kanımca.

Hafıza kartları da benzer bir sona doğru gidiyor sanki. Önce kullanıldıkları mobil cihaza özeldiler, bir modelden çıkardığınızı diğerine takamıyordunuz. Sonra standartlaşmaya başladılar, ama hem boyutları büyüktü, hem de pahalıydılar. Boy boy hafıza kartları çıktı: Tabi giderek küçülen boylarda.


Eskiden bir cihazın iki farklı hafıza kartı takabileceğiniz yuvalarının bulunması bir avantajdı. Şimdi gereksiz yer israfı olup çıktı. Eskiden, bir makineden diğerine, bilgisayardan telefona, fotoğraf makinesinden PDA'ya dosya aktarmak için hafıza kartlarını kullanırdık. Şimdi bunun yerini de kablosuz veri aktarım teknolojileri aldı. MicroSD kartlarla birlikte boyutları telefonlarımızdaki bir çip kadar küçülen hafıza kartları, sadece hafızayı arttırmanın bir yolu haline geldiler artık, hem de bir kez takılıp hiç çıkarılmıyorlar. Fotoğraf makinemiz 5G (ya da çıkacak olan son teknoloji her neyse o) özelliği kazandığı gün hafıza kartının bu son işlevi de yaygın kullanımdan kalkabilir, zira o gün fotoğraflarımız çektiğimiz anda online dosya depomuza gidiyor olacaktır.

20 Aralık 2009 Pazar

Vodafone Sagem Spiga (UMID mBoook M1)

Öncelikle Vodafone'u tebrik etmek istiyorum, böyle cihazları getirmeye kalkışan pek fazla firma olmuyor. Vodafone'un Spiga'sı, aslında bir UMID mBook M1. Aslında sadece Sagem değil, başka firmalar da kendi markaları altında piyasaya sürdürler M1'i.



Spiga küçücük, Psion 5 MX boyutlarında bir cihaz. 1024x600 çözünürlükte ekranı var, ama ekran boyut olarak oldukça küçük: 4.8 inç. Cihazı kullananlar bunun biraz problem olduğunu söylüyor, çünkü bütün arabirim öğeleri çok küçük gözüküyormuş. Ekran aynı zamanda dokunmatik. Touchpad ya da benzeri bir şey yok. Güneş ışığı altında ekranın görülebilirliğinin düştüğü söyleniyor. Spiga'nın 1.1 GHz Intel Z510 işlemcisi; WiFi, Bluetooth ve 3G'si; 8GB hafızası ve MicroSD kart yuvası var. Pil ömrü 4-5 saat kadar.

Boyutları gerçekten küçük, diğer netbook'lar Spiga'nın yanında kocaman kalıyor. Ama bu kadar küçük olabilmesi için fedakarlık edilen şeyler var elbette. Klavyesi de küçük, fazla tuşlara yer yok, hatta Vodafone'un Türkçe klavyeli versiyonunu çıkaracağından şüpheliyim. Tek hoparlörü var, 3.5 mm kulaklık çıkışı bir adaptörle sağlanabiliyor. Ne yazık ki USB çıkışı da sorunlu, bir adet ve o da adaptörle sağlanıyor.

iPhone ve Spiga (UMID M1). Arkada: Fujitsu U820.
iPhone ve Spiga (UMID M1). Arkada: Fujitsu U820. Fotoğraf: UMPCPortal. CC lisansı ile kullanılmaktadır.

Bir de işin maddi yönü var. Vodafone cihazla birlikte bize internet paketi de satacak. Şahsen büyük internet paketlerine ihtiyacım yok, hele 18 ya da 24 ay Vodafone'a bağımlı olmayı hiç istemiyorum.

Spiga herkese hitap etmiyor. Gelsin bakalım, Asus T91 ile karşılaştırmak, ihtiyaçlara göre değerlendirmek lazım. Ayrıca UMID'in bu aralar mBook M2 modeli üzerinde çalıştığını da ekleyeyim.

İlgili linkler:
Vodafone Spiga resmi sayfası
Pocketables incelemesi ve bolca fotoğraf
Pocketables unboxing
UMPCPortal Flickr sayfası

11 Aralık 2009 Cuma

Kitaplar ve e-kitaplar üzerine

Kitaplar, kitaplar, büyük kitaplar, küçük kitaplar, kalın kitaplar, ince kitaplar... Her biri ayrı bir kişiliğe sahip kitaplar. Elinize aldığınızda 50 yıl öncesini hissedebildiğiniz, sadece o eski görünüşüne, hizasız karakterlerine bakması zevk veren kitaplar.

Elektronik kitaplar muhtemelen basılı bir kitabın yaşattığı duyguların yanına bile yaklaşamayacak. Çünkü elektronik kitapların aksine basılı, elle tutulur bir kitap, diğer tüm kitaplardan ayrıdır, fiziksel olarak var olmaktadır ve kendi kişiliği vardır. Birden fazla duyuya hitap eder kitaplar; yazılarını, resimlerini görür; kapağına, kağıdına dokunur; sayfaların sesini duyar ve kimi zaman da o kağıt kokusunu hissedersiniz -bir tek kitabın tadına bakmak kalıyor ki bunun önceki hisler gibi iyi olacağını garanti edemeyeceğim. Her kitabın ayrı bir kişiliği olmasındaki güzellik, her birinin bu dört duyuya farklı şekilerde hitap etmesidir. Kapağı yumuşacık olan bir kitap daha ilk dokunuşta güzel hisler uyandırır sizde. Her kitabın ayrı bir yazı tipi, sayfa düzeni, her birinin ayrı bir kağıt seçimi vardır. Kimisi "Kendini beğenmiş kitap"tır, gereksiz yere en parlak kağıda basılmıştır. Kimisinin kağıdı hafif sarımsı renktedir, gün ışığı gibi samimi bir sarı. Kimisi de bulutlu günlerdeki ya da florasan lamba ile aydınlanmış odalardaki gibi soğuk beyaz sayfalara sahiptir. Kitapların kokusu da farklı farklıdır, eski kitabı kokusundan anlayabilirsiniz örneğin.

Fotoğraf: lilahpops. Creative commons lisansı ile kullanılmaktadır.

E-kitaplar ise pek çok duygudan yoksunlar. Elektronik yazı okuma cihazının her çeşidi, ister E-Kitap okuyucular olsun, ister telefonlar, kitabın kişiliğini öldürmekteler. Bir kitap ne diğer nesnelerden ayrı, ne de dokunulabilir bir şey artık. Çünkü dokunduğumuz kitap değil, bir cihaz. Birden fazlası bir arada olunca ve kişiliğini bu denli kaybedince, okuduğumuz şey de kitap değil aslında, sadece "uzun yazı". Bir kitabı diğerinden ayırmak için kalan tek şey görsel ögeler. Mobil Yazılar.

Bir kitaba "Benim" de diyemeyiz artık, zira ilk sayfasına ismimizi yazamayız; diyelim ki not alma özelliği var, yazabildik, ne fark eder? Kitap, sıradan bir yazıya dönüşmüş nasıl olsa.

Basılı kitaplar başka işlere de yararlar. Kütüphanemiz vardır evimizde ya da iş yerimizde, içindeki kitaplarımız, ya da kitapların çokluğu ne kadar kültürlü olduğunuzu gösterir -aklımız sıra. Kitaplardan ve "nesnelerden" vazgeçemeyişimizin bir nedeni de bu olsa gerek: Gösteriş merakımız, dış görüşe bu kadar önem vermemiz. Öyle değil mi ama? Metroda kitap okuyan birini görseniz, ne güzel, vaktini değerlendiriyor dersiniz. Ama telefonu ile ilgilenen birisi muhtemelen "oyun oynuyor"dur, onun da kitap okuyor olabileceği aklımıza gelmez. Benzer şekilde, yazılıma değer vermeyiz, çünkü dokunamıyoruz.

Fotoğraf: justmakeit. Creative commons lisansı ile kullanılmaktadır.

Ancak artık zamanı geldi, artık e-kitap devrimi gerçekleşmeli. Bir dönüp bakın birkaç yıl öncesine, ne kadar yol geldik değil mi? İnternet ile ilgili eski kitaplarda, "Göndereceğiniz e-posta mesajını önceden yazıp öyle bağlanın internete ki, faturanız yüksek gelmesin" yazardı. İnternet sayfalarının iki farklı versiyonu olurdu, "hızlı" bağlananlar için resimli, yavaş bağlananlar için sadece yazıdan oluşan sayfalar. Daha hızlı bağlanabilmek için bilgisayara iki modem takıp iki ayrı telefon hattını bir bilgisayara bağlamak gibi acayip şeyler yapanlar olurdu. Öğrencilerin cep telefonu sahibi olması "gereksiz" idi, tatil için gittiği otelde dizüstü bilgisayarını kullananlar hakkında "otelin muhasebecisiymiş" diye dedikodular çıkardı. Nokia'nın "Bilim ve Teknik" dergisinde yayınlanan cep telefonu konseptleri "olacak iş değil" di. Herhangi bir yerde dizüstü bilgisayarınızdan internete bağlanmak bilim kurgu sayılırdı. Bilgisayar animasyonları ile ilgilenenler tek tük bulabildikleri videoların linklerini paylaşırdı, hatta "komik video" CD'lerde verilen birşeydi. Akademik çalışmalar için veritabanı falan yoktu, üniversite üniversite, kütüphane kütüphane gezmek gerekiyordu. Bu yazı Mobil Yazılar tarafından yazılmıştır.

Hepsi gerçekleşti, hayallerimizin ötesindekiler bile. Şimdi sırada e-kitap devrimi var. Amerika'da Kindle ile hız kazansa da hala devrimin d'si bile gerçekleşmiş değil. Çünkü kitapların duygusallığı ile e-kitapların işlevselliği çatışma içinde. Hatta o işlevsellikte bile yetersizlikler söz konusu. Koskoca bir kütüphaneyi yanınızda taşıyabilmek, kitaplar içinde arama yapabilmek, kitapçıya gitmeden, mobil internet bağlantısı ile kitap alabilmek, hatta artık basımı yapılmayan kitaplara ulaşabilmek, muhteşem şeyler. Ama hala bir kitabın kullanım modelinden uzakta olduğumuz noktalar da var. Kitap üzerine notlar almak, sayfalara hızlıca göz gezdirebilmek, bir sürü kitabı masamıza yayıp bir ondan bir bundan okuyarak çalışmak gibi şeyler ya zayıf kalıyor ya da hiç yapılamıyor. Elbette bir de kitabın kişiliği kalmıyor. Allah aşkına, e-kitap okuyucular kitap şeklinde bile değil.

Basılı kitapların yok olmasını istemiyorum asla, ancak artık dünyadaki her kitabın dijital versiyonunun da satın alınabilir olmasının zamanı geldi. E-kitapların okuyucular tarafından yaygın kabulü için de e-kitap okuyucuların eksiklerinin bir an önce giderilmesi gerekiyor. Kitabı elektronikleştirirken özünü mümkün olduğunca korursak daha rahat gerçekleşir bu devrim diye düşünüyorum.

Güncelleme: E-kitaplar ve Kindle üzerine daha fazla yazıya ulaşmak için buraya tıklayınız.

Bu yazı ve bu sitede yayınlanan bütün diğer yazılar Mobil Yazılar tarafından yazılmıştır ve bütün hakları Mobil Yazılar'a aittir. Başka bir yayında yayınlanamaz. Sitenizin, forumunuzun, blogunuzun ticari amaç taşıyıp taşımaması farketmez. Daha fazla bilgi için lütfen alıntı kurallarına bakınız.

Yeni nesil ekranlar: AMOLED

Mobil cihazlarımızın ekranlarının sunduğu görüntü kalitesi giderek artıyor. Ekranı siyah beyaz olan cihazlardan 16 gri tonlamalı olanlara, 16 renklilerden 16 milyon renklilere, piksel adedi gözle görünebilir olanlardan yüksek çözünürlüklü ekranlara geçiş yaptık. Görülebilirlik açıları yükseldi, renkler canlılaştı. Bu konuda gelinen son nokta ise AMOLED (Active-Matrix OLED) ekranlar. PocketPC.gen.tr AMOLED ekranlarla ilgili bir yazı hazırlamış, göz atmanızı tavsiye ederim. Ayrıca teknoloji marketlerinde AMOLED ekranlı bir cihaza mutlaka bakın, fark gözden kaçırılamayacak kadar belirgin.
Sizce hangisi AMOLED?Fotoğraf: RafeB. Creative Commons lisansı ile kullanılmaktadır.

İlgili linkler
PocketPC.gen.tr'den AMOLED hakkında bilgi
Wikipedia'da AMOLED
What is AMOLED?
QVGA ve VGA ekranların farkı

10 Aralık 2009 Perşembe

Maemo'da Dropbox

Dropbox, online dosya alanı veren sitelerden biri. Ücretsiz hesap aldığınızda size 2GB alan veriyorlar, daha fazlası için aylık ödeme yapmanız gerekiyor. Bir de bilgisayarınıza indirebileceğiniz bir senkronizasyon yazılımı geliştirmişler. Belirlediğiniz klasörlerdeki dosyalarınız otomatik olarak Dropbox hesabınıza yükleniyor. İsterseniz birden fazla bilgisayara bu yazılımı kurabilirsiniz.

Bu yazı yazıldığı sırada N800, N810 ya da N900 için geliştirilmiş bir senkronizasyon yazılımı yoktu. Ancak Maemo internet tarayıcısı sitenin hem normal hem de mobil versiyonuna rahatlıkla ulaşmanızı sağlıyor. Elbette mobil versiyon, sadeliğinden dolayı daha kullanılabilir olmuş. N900'ün yaygınlaşması ile Maemo için de bir senkronizasyon yazılımı geliştirileceğini umuyorum. Zira yazılımın iPhone ve Linux versiyonları da var.



İlgili linkler
Dropbox
Dropbox Mobile

9 Aralık 2009 Çarşamba

Asus T91 Türkiye'ye gelir mi?

Asus T91 Türkiye'ye gelir mi, gelirse bu küçük şirin bilgisayarı kim alır? Bu sorunun cevabı, Türk tüketicisinin bu cihazı ne olarak gördüğüne bağlı. Asus T91 çok uygun fiyatlı bir tablet bilgisayar mı, yoksa pahalı ve az gelişmiş bir netbook mu?

Netbook'ların bir ara satış patlaması yaşamasına rağmen, elektronik mağazalarının netbook reyonlarında biraz vakit geçirip insanlara kulak verirseniz, kimilerinin hala "Kim alır bunu, ekranı küçük, klavyesi küçük" dediğini, hatta "El kadar bilgisayar ne işe yarar ki, ne kadar uyduruk!" dediğini bile duyabilirsiniz. Daha netbook konsepti tam olarak anlaşılamamışken, bir de Asus T91'i satın alır mı acaba insanlar?

Bir netbook'ta ne ararsınız? Sessizlik? Hafiflik? Küçük boyutlar? Asus T91 bunların hepsini sağlıyor, üstüne dokunmatik ekran da ekliyor. Ama uzun pil ömrü, netbook startlarında yüksek performans, büyük ekran, rahat klavye, bol bol depolama alanı arıyorsanız o zaman T91 sınıfta kalıyor ve bu beni korkutuyor. Çünkü T91 gibi cihazların başarılı olmasını arzu ediyorum, ama tüketicinin çoğu netbook'ları bile umursamıyor.

Daha önce de yazdığım gibi bu cihazın popülaritesinde fiyatı önemli rol oynayacaktır. Zira eğer ortalama bir netbook'tan pahalı olursa ben bile almadan önce iyice düşünmek zorunda kalacağım. Yine de Asus Türkiye'den T91'i ülkemize getirmesini rica ediyorum, bakarsınız dokunmatik ekrana hayran kalıp alanlar çok olur :)

İlgili linkler:
Asus T91 hakkında
Asus T91MT (Windows 7'li Multi Touch versiyonu)

8 Aralık 2009 Salı

Maemo WordPy

Maemo WordPy ile N800 ya da N810 Internet Tablet'inizi kullanarak blogunuza yazılar gönderebilir, var olan yazılarınızda düzenlemeler yapabilirsiniz. Program Blogger, Wordpress ve LiveJournal'ı destekliyor. Ayrıca Picasa ve Flickr'daki resimleri kullanma imkanınız var.




İlgili linkler:
Maemo WordPy